Lozan Antlaşması'nın önemi..
Atatürk "Lozan’a giden ve 24 Temmuz 1923’de barış antlaşmasını imzalayan heyetin adı 'TBMM Heyeti' idi. Dönerken, artık 'Türkiye Heyeti" oluşunu, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı ve onu takip eden devrimleri Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4. Kurultayı'nda şu sözlerle özetlerken ''Kasım 1922-Temmuz 1923 arası gerçekleşen Lozan Barış Konferansı'nda tam 18 adet senet imzalandı. Bunların en önemlisi olan "Lozan Barış Antlaşması" olarak Türkiye Tapusudur'' der.
Keza "Türk ve Yunan Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme"de Lozan'ın "Azınlıkların Korunması" başlıklı Kesim III'ünü ilgilendiriyor. Bu da, mübadele dışı olarak iki ülkede bırakılan ve bugün iki ülkede de "azınlık" diye anılan, Türkiye'de Ortodoks Rum -Roma İmparatorluğu kalıntıları (ve bu arada bütün diğer Gayrimüslimlerin), Yunanistan'da da Batı Trakya'daki Müslüman Türklerin haklarını ilgilendiriyor. Çünkü Osmanlı'da Konstantinopolis'in fethinden itibaren uygulanmaya başlanan Millet Sistemi'nin kalıntısı olarak Balkanlar ve Orta Doğu'da toplumsal kimliğin ana unsuru ‘’soy veya dil değil, din ve hatta mezhep’’ olarak ele alınmıştır. Bu nedenle Lozan 3. maddede en önemli ve geniş haklar ‘’Gayrimüslimlere’’ verilmiştir.
Düşünün: Uçurumun kenarında yıkık bir ülke. Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. Yıllarca süren savaş. Ondan sonra içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler… bugün dahi ASLA kimsenin becerebileceği şeyler değildi.
Parçalanmış bir imparatorluğun küllerinden genç bir cumhuriyeti doğuran Milli Mücadele'nin muharebelerdeki kazanımlarını, masada elde edilmiş birçok zafer tamamlamıştır. Masada elde edilen bu zaferlerin başında, İsmet İnönü'nün yedi devletin temsilcisiyle 100 yıl önce imzaladığı Lozan Antlaşması, başlangıcı ile bitmesi arasında aylar geçen barış müzakereleri, Kurtuluş Savaşı'nda alınan zafere rağmen hiç kolay geçmemişti. Şevket Süreyya Aydemir, "İkinci Adam" adıyla üç ciltlik biyografisini yazdığı İnönü'nün müzakerelerde gösterdiği direnci "Yakın tarihimizde bir başka müdahalesi olmasaydı bile İsmet Paşa, yalnız Lozan'daki mihnetleri, direnişleri ile, unutulması mümkün olmayacak bir yer işgal edebilirdi" diye anlatır.
Unutmayalımki Lozan 1. Dünya savaşında ‘’YENİK’’ Osmanlı ile Kurtuluş harbinde 7 Düvel Dünya-Devi karşısında galip gelmiş Türk ulusu ile ‘’2 savaşı sonuçlayan’’ anlaşmadır. KAYBEDEN devlet olarak Lozan'da "Türkiye Cumhuriyetinin kurucu antlaşması, egemenliğini sağlayan garanti eden bir belgedir ve "Belki de günümüz açısından en önemlisi, o gün de bugün de gelişmişliği ve hatta uygarlığı simgeleyen Batı dünyasına Türkiye'nin kalıcı biçimde katılımının belgesidir" diyebiliriz.
Lozan'a bazı Türk geçmişini inkar edecek kadar ATASI BELİRSİZ yobaz din tacirlerinin düşmanlık beslenmesinin gerekçesinde Türkiye'yi kesin ve kalıcı biçimde Batı kampına sokmuş olmasına, tuhafça: ideolojik tepkiden kaynaklanan birbirine zıt iki kamptan oluşur: İslamcılar ve ulusalcılar. Ortak noktaları, ‘yerli ve milli olmayan' Lozan'a karşı oluşlarıdır" görüşüdür
BOŞ kahve laklaması yapar ‘’HİÇ’’ Kasabalı ağzı ile "Lozan 2023'te bitecek ve gizli maddeleri var" diyebilecek kadar denyo, din iman yetmedi vatan millet sakarya edebiyatından başka hiçbir marifeti olmayan KARACAHİL ŞEREFSİZ güruh maalesef, hiçbirinin anası ne Türk nede müslüman olmayan, haremlerinde YÜZLERCE içoğlan bulundurmuş, ordularının SEX ihtiyacı için ‘civan, civelek’’ binlerce ERKEK ÇOCUK taburlarıyla ünlü, halife olduğu halde ! hiçbiri hacca gitmemiş, ÇOĞU esrarkeş, oğlancı, içki içer SAPKIN osmanlı hayranları, gizli maddeli ! Lozan anlaşmasını kötüler, bu tür İNSANLIĞIN YÜZKARASI MAHLÜKAT vebalı mikroplardan uzak durun.