Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Guymak
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Anasayfa Yazarlar DeMa Yazı Detayı Bu yazı 778 kez okundu.
DeMa
Köşe Yazarı
DeMa
 

Hala iyilik adına ibretlik olaylar var

          Sebahattin Köseoğlu - Facebook sayfasından   SIRA DIŞI BİR ANI Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık. Anladımki güngörmüş bir adam...   Çocuk iki de bir ‘’Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha?” diye söyleniyor... Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti: “Baba, ben tahinliden de istiyorum.” diye. Babası "sus!" der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, “Olmaz!” demek istedi. Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın birtanesi yere düştü, tezgahın altına gitti. Adam diz çöküp almaya çalışırken, Simitçi: ‘’Boşver be abi, önemli değil!" diye söyledi. Baba kısık sesle: “Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!” deyince, simitçi: “Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim.” dedi.   Adam eksik para verme mahçubiyeti ile en köşeye oturdu. Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum. Çay söyledim, zeytin de koydular yanına. Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak mı, sevecek mi diye. Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru. İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki. Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış, silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu.   Ben pür dikkat onları izliyorum. Kendi kendime, "adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi, kim dilenci, kim aç kalmış, biliyor ve yanılmıyor." diye içimden geçirdim. Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler. Sonra baktım simitçi, biraz kağıt para çıkardı ve adamın gömlek cebine koyuverdi. -"Yarın gel işine başla!" dedi.   Kısmete bak dedim. Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu. Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki.   Hemen yanaştım simitçiye: -"Patron! Seni tebrik ederim" dedim. Hiç rencide etmeden babası ile küçük kızın karnını doyurdun. Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun. Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın! “ dedim. Simitci sadece "Sağol.” dedi.   "Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım. Ben onu tanıdım ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine bunu. Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık. Ne oldu kimbilir? Ne olduğun değil, ne olacağın önemli. Yeter ki içindeki insanlık yaşasın.”   Farkında olanlara ne mutlu...   23 yıldır talan edilen ülkeyi sonunda İYİLİK KURTARACAK - Herşey daha güzel olacak.        

Hala iyilik adına ibretlik olaylar var

 

 

 

 

 

Sebahattin Köseoğlu - Facebook sayfasından  

SIRA DIŞI BİR ANI

Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık. Anladımki güngörmüş bir adam...
 
Çocuk iki de bir ‘’Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha?” diye söyleniyor...
Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti:
“Baba, ben tahinliden de istiyorum.” diye.
Babası "sus!" der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, “Olmaz!” demek istedi.
Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın birtanesi yere düştü, tezgahın altına gitti.
Adam diz çöküp almaya çalışırken,
Simitçi:
‘’Boşver be abi, önemli değil!" diye söyledi.
Baba kısık sesle:
“Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!” deyince,
simitçi:
“Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim.” dedi.
 
Adam eksik para verme mahçubiyeti ile en köşeye oturdu.
Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum. Çay söyledim, zeytin de koydular yanına.
Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak mı, sevecek mi diye. Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru.
İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki. Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış, silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu.
 
Ben pür dikkat onları izliyorum.
Kendi kendime, "adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi, kim dilenci, kim aç kalmış, biliyor ve yanılmıyor." diye içimden geçirdim.
Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler.
Sonra baktım simitçi, biraz kağıt para çıkardı ve adamın gömlek cebine koyuverdi.
-"Yarın gel işine başla!" dedi.
 
Kısmete bak dedim. Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu. Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki.
 
Hemen yanaştım simitçiye: -"Patron! Seni tebrik ederim" dedim. Hiç rencide etmeden babası ile küçük kızın karnını doyurdun.
Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun. Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın! “ dedim.
Simitci sadece "Sağol.” dedi.
 
"Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım. Ben onu tanıdım ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine bunu. Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık. Ne oldu kimbilir? Ne olduğun değil, ne olacağın önemli. Yeter ki içindeki insanlık yaşasın.”
 
Farkında olanlara ne mutlu...
 
23 yıldır talan edilen ülkeyi sonunda İYİLİK KURTARACAK - Herşey daha güzel olacak.
 
 

 

 
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.